Acikca söylemek gerekirse Fatih Terim´in 3. döneminde dönmesi konusunda hosnut degildim. Burada hala öne sürülen bazi argumanlara bakarak, benim nasil düsündügümü anlayabilirsin. Galatasaray adina bir yeniligin daha yararli olacagini, Terim´in artik demode oldugunu düsünüyordum... Imkanlarimizin da buna daha müsait oldugunu düsünüyordum.
Yabanci hayranligi azalmaya baslasa da, bende de mevcuttu. Aysal´in ayni Polat´in Hollanda´lilar ve Rijkaard ile denedigi devrimi, farkli bir model ile devam etmesini dilemistim. Sonrasinda olanlar ise kafa yapimi belirli konularda degistirmeme sebebiyet vermistir.
Olmamasi belki en iyisi oldu. Model olarak olmasa da, bir Mancini/Prandelli tercihi ile benzerini tek adamlik döneminde denese de, duvara toslamamiza sebebiyet vermistir. Ve Italyandan sonra, italyan getirmenin de kasitli bir tercih oldugunu düsünüyorum, ama tutmadi.
Ünal Aysal konusunda sunu bence artik hepimiz kabul etmeliyiz. Birseyi kafasina koyduysa, illaki onu yapacak bir karakter yapisina sahiptir. Tek adam olmak istiyordu, ve firsati buldugu anda yönetimdekileri gönderdi, bastan calismak istemedigi Fatih Terim´i gönderdi...
Bir sene de gecse, iki sene de gecse, hersey müthis gitse bile, illaki kafasinda düsündügünü hayata gecirmek isteyecektir. Ve aciklamalarina bakarsak da bunu teyyit ederek, herseyi dogru yapdigini iddia etmtektedir.
Ben Ünal Aysal´in popularitesinden dolayi Baskan yada yönetici olarak kulüpte olmasina karsi degilim. Ama illaki söz sahibinin tamamen kendisi oldugu bir yapiya bürünecektir. Florya´nin Apo´ya felan emanet edilmesi de hayaldir.
Aysal uyum saglamak icin gelmez, kendi düzenini kurmak icin gelir. Ve o düzeni herseyin pahasini kurmaya calisir.