Ömer Tuğrul Yılmazer
Berlin Panteri
- 4 Temmuz 2009
- 49.494
- 2.795
- 2.063
Üzüntü ile açılan karamsar başlıkların elbette hakkı var. Ama hayatta devam ediyor. Galatasaray da bu hayat aktıkça var olacağına göre Mevlana gibi 'dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım' diyerek önümüze bakmanın zamanı geldi. Seçim de tam böyle bir ortamda bu haftsonu.
Bu seçimde seçilecek yönetim kim olursa olsun, o kadrodan neler bekliyorsunuz? Beklentilerinizi maddeler halinde belirtin üzeriden konuşalım. İlk sıralarda Prandelli'nin uçak bileti olduğunu tahmin edebiliyorum ama daha ötesini gören arkadaşlar da var.
Ben de kendimce beklentiler içerisindeyim ama açıkçası Galatasaray bir çıkar çevresinin el değiştirerek yönettiği, bunun adına kültür dediği bir takım olduğu için beklediğimiz başarıları görmesi istisnalar hariç çok çok zor. Ancak kendi ligimizde ezeli rakiplerimizle didişip dururuz.
Herşeye rağmen yeni yönetimden,
1. Herşeyden önce Galatasaray Spor Kulübü'nü halka devretmelerini, lise lobisinin, anti-demokratik üyelik koşullarının, çıkar çevrelerinin kulübü olmaktan çıkarmalarını bekliyorum.
2. Benim üzerinde çalıştığım, Galatasaray'ın Türkiye'de öncü olarak buu yapmasını istediğim bir yönetim sistemi var. Bunu medyadan biriyle tanışırsam kulübe yakın paylaşmayı da düşünüyorum. Şöyle ki Galatasaray'ın ülke gündemini de meşgul eden meşhur tartışmada olduğu gibi Başkanlık sistemine geçmesini hazırlayacak yeni bir tüzük yapmalarını istiyorum. Bu tüzüğe göre Genel Kurul sadece başkanı ve 2 adet yardımcısını seçecek. Yönetimlere istedikleri 'teknokrat' ekip ile profesyonel sözleşmeler üzerinden çalışma yetkisi verilecek. Yani yönetim kuruluna sadece kendisinin iş netwrkünü geliştirmek isteyen Türkiye Cumhuriyet'i ile yaşıt ve hatta askerliğini Yemen cephesinde yapmış kimseler girmeyecek. Herşeyi ama herşeyi profesyoneller yapacak. Bu profesyonellerden belli başlıları: CEO, Futbol Direktörü, Basketbol ve Diğer Amatör Branşlar Direktörü, Medya Direktörü, Tesis ve Stadyum Direktörü gibi kimseler olacaklar. Bunlar Galatasaray'a hizmeti iş olarak gören 24 saat mesai yapan, gönüllülük değil, profesoyonellik esasına göre çalışan kimseler olacak.
Ancak ilk madde bu ikinci madde için bir ön koşul.
3. Maddi durumumuz çok net ortada. Hisselerimizin değeri, sermaya artırımlarıyla dibe vurmuş, FFP yüzünde Avrupa'ya gidememe riski devam ediyor.
A. Burada izlenecek strateji 'feda' değil, 'zeka' olmalı. Zeka sezonu yaşamalıyız. Nasıl? Feda sezonu eldeki iyi oyuncuların satılmasıyla tanınır. Biz öyle yapmayacağız. Elimizde 40'a yakın sözleşmeli futbolcu var. Bu sayıyı Seçim gününden itibaren ve gelecek sezon dahil olmak üzere 23-24'e indirmeliyiz. Para kazanmak için Sneijder ve Muslera'yı değil tam tersi, Engin, Eboue, Veysel, Umut, Sabri, Selçuk,Yasin, Yiğit, Salih Dursun, Amrabat, Ontivero, Dany Burak, Melo(itiraz olacağını biliyorum ama miadını doldurdu artık), Umut, Zan, Dzemaili, Pandev vb. oyuncuları elden çıkararak. Az sayıda, düşük kontratlı ama iyi oyuncular almalıyız. Bu kadar kolay mı demeyin inanın kolay. Tek sıkıntı Selçuk ve Burak ikilisinin sözleşmelerinedn dolayı nasıl gönderileceği olabilir.
B. Artık şu Riva mıdır nedir bunların değerlendirilme zamanı geldi. Birilerinin bu işten kendi rantlarını beklediklerini ve bu yüzden ertelediklerini düşünüyorum artık. Şimdi değilse ne zaman?
4. Alman ekolü. Belki günün modası diyeceksiniz ama değil. Alman futbol tarihi hep bugün kadar başarılıdır aslında. Ayrıca Almanların hem TD hem de futbolcu olarak Türkiye'de başarı oaranları gayet iyidir. Türk toplumunu en yakından tanıyan millet Almanlar. Alman Teknik Heyet ve Alman alt yapı ekibi. Yanlarına eski futbolcu olmayan mümkünse(belki Hakan Şükür ama profesyonel olması şartıyla) ligleri iyi bilen adam gibi antrenör analistler.
5. Ligi mutlaka önemli ama artık bütün hedefimizin Avrupa, Avrupa, Avrupa olduğu bir anlayış.
Dediğim gibi şu anki iki adayda son derece muhafazakar, gerici ve bunları yapabilecek çapta değiller belli. Ama yine de yazayım dedim. Buyrun siz de dile getirin.
Bu seçimde seçilecek yönetim kim olursa olsun, o kadrodan neler bekliyorsunuz? Beklentilerinizi maddeler halinde belirtin üzeriden konuşalım. İlk sıralarda Prandelli'nin uçak bileti olduğunu tahmin edebiliyorum ama daha ötesini gören arkadaşlar da var.
Ben de kendimce beklentiler içerisindeyim ama açıkçası Galatasaray bir çıkar çevresinin el değiştirerek yönettiği, bunun adına kültür dediği bir takım olduğu için beklediğimiz başarıları görmesi istisnalar hariç çok çok zor. Ancak kendi ligimizde ezeli rakiplerimizle didişip dururuz.
Herşeye rağmen yeni yönetimden,
1. Herşeyden önce Galatasaray Spor Kulübü'nü halka devretmelerini, lise lobisinin, anti-demokratik üyelik koşullarının, çıkar çevrelerinin kulübü olmaktan çıkarmalarını bekliyorum.
2. Benim üzerinde çalıştığım, Galatasaray'ın Türkiye'de öncü olarak buu yapmasını istediğim bir yönetim sistemi var. Bunu medyadan biriyle tanışırsam kulübe yakın paylaşmayı da düşünüyorum. Şöyle ki Galatasaray'ın ülke gündemini de meşgul eden meşhur tartışmada olduğu gibi Başkanlık sistemine geçmesini hazırlayacak yeni bir tüzük yapmalarını istiyorum. Bu tüzüğe göre Genel Kurul sadece başkanı ve 2 adet yardımcısını seçecek. Yönetimlere istedikleri 'teknokrat' ekip ile profesyonel sözleşmeler üzerinden çalışma yetkisi verilecek. Yani yönetim kuruluna sadece kendisinin iş netwrkünü geliştirmek isteyen Türkiye Cumhuriyet'i ile yaşıt ve hatta askerliğini Yemen cephesinde yapmış kimseler girmeyecek. Herşeyi ama herşeyi profesyoneller yapacak. Bu profesyonellerden belli başlıları: CEO, Futbol Direktörü, Basketbol ve Diğer Amatör Branşlar Direktörü, Medya Direktörü, Tesis ve Stadyum Direktörü gibi kimseler olacaklar. Bunlar Galatasaray'a hizmeti iş olarak gören 24 saat mesai yapan, gönüllülük değil, profesoyonellik esasına göre çalışan kimseler olacak.
Ancak ilk madde bu ikinci madde için bir ön koşul.
3. Maddi durumumuz çok net ortada. Hisselerimizin değeri, sermaya artırımlarıyla dibe vurmuş, FFP yüzünde Avrupa'ya gidememe riski devam ediyor.
A. Burada izlenecek strateji 'feda' değil, 'zeka' olmalı. Zeka sezonu yaşamalıyız. Nasıl? Feda sezonu eldeki iyi oyuncuların satılmasıyla tanınır. Biz öyle yapmayacağız. Elimizde 40'a yakın sözleşmeli futbolcu var. Bu sayıyı Seçim gününden itibaren ve gelecek sezon dahil olmak üzere 23-24'e indirmeliyiz. Para kazanmak için Sneijder ve Muslera'yı değil tam tersi, Engin, Eboue, Veysel, Umut, Sabri, Selçuk,Yasin, Yiğit, Salih Dursun, Amrabat, Ontivero, Dany Burak, Melo(itiraz olacağını biliyorum ama miadını doldurdu artık), Umut, Zan, Dzemaili, Pandev vb. oyuncuları elden çıkararak. Az sayıda, düşük kontratlı ama iyi oyuncular almalıyız. Bu kadar kolay mı demeyin inanın kolay. Tek sıkıntı Selçuk ve Burak ikilisinin sözleşmelerinedn dolayı nasıl gönderileceği olabilir.
B. Artık şu Riva mıdır nedir bunların değerlendirilme zamanı geldi. Birilerinin bu işten kendi rantlarını beklediklerini ve bu yüzden ertelediklerini düşünüyorum artık. Şimdi değilse ne zaman?
4. Alman ekolü. Belki günün modası diyeceksiniz ama değil. Alman futbol tarihi hep bugün kadar başarılıdır aslında. Ayrıca Almanların hem TD hem de futbolcu olarak Türkiye'de başarı oaranları gayet iyidir. Türk toplumunu en yakından tanıyan millet Almanlar. Alman Teknik Heyet ve Alman alt yapı ekibi. Yanlarına eski futbolcu olmayan mümkünse(belki Hakan Şükür ama profesyonel olması şartıyla) ligleri iyi bilen adam gibi antrenör analistler.
5. Ligi mutlaka önemli ama artık bütün hedefimizin Avrupa, Avrupa, Avrupa olduğu bir anlayış.
Dediğim gibi şu anki iki adayda son derece muhafazakar, gerici ve bunları yapabilecek çapta değiller belli. Ama yine de yazayım dedim. Buyrun siz de dile getirin.
