Terim'de 96'da içeride Fener'den 4 yedi. Chelsea'den evinde 5 yedi. Fener'den 6 yedi. Real'den 6 yedi. Faruk Süren Fener'den 4 yediği maçtan sonra istifadan vazgeçirmese şimdi terim efsanesi yoktu belki de.
Peki madem o zaman tek tek bu maçlara biraz da dönemlerini ele alarak değinelim. Bir tek Fener maçı için bir şey diyemiyorum, çünkü o zamanlar maçları izleyemiyordum.
Ama misal Chelsea maçının olduğu sezon, Milan deplasmanı. O zamanın Milan takımımı sanırım anlatamama gerek yok. Çok iyi bir maç çıkarmıştık deplasmanda. Rövanşı da alıp malum UEFA kupasına uzanan yolun temellerini atmıştık. Yani takım umut vaad ediyor, iyi bir top oynuyordu.
Fener takımından altı yediğimiz maç, daha iyi oynadık ve buna rağmen öyle bir skor ortaya çıktı diye hatırlıyorum. Yine o sezonu ikinci bitirdik ne çok iyi idik ne çok kötü. Neden sabredildi çünkü hocanın bir iki sezon öncesi kazandırdıkları malum idi.
Real ve altı yediğimiz maç, çok iyi ve ondan sonra iyi geçen bir sezon sonrası üçüncü sezon. Böylesi iki sezon sonrası oluşan kredi ve talihsiz bir şekilde oluşan o ağır skor. O maçta kötü oynamadık, hatta rakibe göre çok daha iyi başladık. Öylesi bir maç sonrası Beşiktaşı deplasmanda madara edişimiz.
Tudor ile söylediğim o iki deplasman, sadece skor değil çok ama çok kötü bir oyun. Yani Onur, tamam senin görüşün ona bir şey demiyorum ama Tudor için ben sezon başı ve Fener derbisine kadar olan bölüm dışında positif fazla bir şey göremiyorum.
Anlatmak istediğim de aslında bambaşka bir şey idi. Hani öyle bir hava yaratılmaya çalışıyor ki sanki eski Türk filmlerinin fakir çocuğuna yapılan haksızlıklar gibi bir haksızlık yapılmış Tudora. Kendisinin de tonla hatası ve kabahati var ve ilk sezonunda başarılı başlasa bile aynı sezon içinde düşüşe geçtikten sonra gönderilen ilk hoca da değil, bu sadece Türkiye ligi için de geçerli değil.