Hamza Hamzaoğlu (ARŞİV)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Fenerbahçe olsun , Beşiktaş olsun onlar birer spor kulübü. Okulları olsun, vakıfları olsun sonradan oluşmuş sistemler. Galatasaray ise bir camia. Lisenin kurduğu kollardan biri ise spor kulübü. Yıllardan beri süregelen çekememezlik bu yüzden. Ne olursa olsun ,isterse kupaları sıraya dizsinler yine de aynı büyüklüğe ulaşamayacak olmalarının getirdiği bir oldu. Yarın öbür gün Fenerbahçe ve Beşiktaş batsa haritadan silinir. Ancak bizim bir kolumuz kopsa yeniden toparlayacak gücümüz var. Gayrimenkul konuları bu noktada devreye giriyor. Ortada güvenden çok geleceği düşünme söz konusu. Mal varlıklarımızın büyük çoğunluğu ileri de kat ve kat aratabilecek durumda. Misal bu noktada kullandın ve belli durumlar oluştu 10 sene sonra silip süpürdüler, hiç bir şey kalmadı. Yine sil baştan olur ayağa kalkılır ama geçiş dönemi çok acı olur. O yüzden genelde yönetimlere projelendirme hakkı verirler. Çalışmayı yapan yönetimin sunduğu projeler olabileceğin altında kalıyorsa günü kurtarmak ama geleceği batırmak yerine reddetmeyi tercih ederler.

Kulüp iyiliği açısından seçmen kriterinin böyle kalması gerekir. Diğer iki kulübü biliyorsun ; birisi Aziz Yıldırım elini çekerse batar durumda o yüzden Yıldırımspor haline gelmiş ; diğeri feda diyerek kör topal ilerliyor. Bizde bunun önüne geçiliyor.

Orta gelirli kesim yıllar geçtikçe arttı ;çünkü yıllar önceki zenginleştiren ortam bu yıllarda yok. Daha ziyade yeni kuşak özel sektör çalışanları,avukatlar,profesörler vb... gibi insanlardan oluşuyor. Bunların haricinde aileden zengin olup da devamını getiren tabi ki var.

Liseli-lisesiz ayrımına gelince. Başkanlıklara bakınca liseden olmayan bayağı bir kişi görürsün.Ya da yöneticilik yapan. Aralarında biraz soğukluk demeyelim de sevgi noksanlığı olması normal. Çünkü hayatta da bu böyle. Bulunduğun bir arkadaş ortamı var 20 kişisin senelerce yediğin içtiğin ayrı gitmemiş. Yıllar sonra arana 2 kişi geliyor. Ne yaparsan yap diğer arkadaşlarına verdiğin duyguları onlara gösteremezsin,hep daha alt kademede olur.

Asıl sorun yani son 7-8 yılın sorunu ise şu. Seçimler bir tur da sen otur abi şeklinde sonuçlandı ya da sırası gelen kişinin başkasını işaret edip ben oturmayayım o otursun demesi şeklinde. Planlara programlara bakılmadı, öyle seçimler oldu ki bazen şansa doğru bulundu ,bazen de çok büyük çalışmalarla gelen gruplar bu seçimler yüzünden yarış dışı kaldı. Mali kongrede görmüşsündür ; bir destek bir kıyamet ,susturmaya çalışmalar falan.Oradaki 400 kişi mi vardı 300'ü Dursun başkanın karşıtıdır. Ama durum ne ben seçtim bir görelim olmadı beceremedi deriz,bize hemen saldırmak yakışmaz psikolojisi. Şu eşik de atlatılıp da hata yapa yapa bir hal olduk bir yönetim kuralım her dalında işini en iyi bilen ilgilensin denirse ki bu Ünal Aysal'ın kurumsallaşma projesiydi ,hayata geçemedi ; hem sistem devam eder hem de kulüp branşları atılım sağlar. Sonuçta herkes sevinir.
,Geçiniz kardeş ben gs lisesi mezunuyum orada gördüğüm tek şey hizipçilik ve küçük olsun bizim olsun mantığıdır.Galatasarayı kuran belki mektebi sultaniyeddir lakin galatasarayı galatasaray yapan taraftardır..Eğer taraftar olmasaydı bugün vefa lisesinin vefasporundan yada istanbul erkek lisesinin istanbulsproundan farklı bir takım olmazdı..Dinazorların bu takımı hala dernek takımı olarak görmesi galatasarayı milim ilerletmez...
 
kendine yazık ediyo...olası bi şampiyonlar ligi faciasından sonra gider,biz yeni hoca bulur şampiyon oluruz yine.GS için sorun değil.inşallah akılllanır.
 
sneijderi yolla yerine bilal hazır.muslerayı yolla zülküfü al .tam söz geçirebileceğin bir kadro
 
Hamza'nın lise notlarını ele geçirdim. Değişen pek birşey yok.

c02.gif
 
Umarım Melo'yu kabul etmez. Aksi halde bir daha takım içi dengelerden bahsetmesin.
 
Eli cebinde ve istediği zaman oynayan bir grup var. Onları rahatsız etmemek lazım tabii, sen de haklısın. Hocam zor işin, faturanın kesilmesi zor değil. Umarım şu 2. kamp dönemi başlamadan oturur iyi düşünürsün.
 
Dengeler dengeler

SM-G900FQ cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Sen tam bir aykut kocamansin senden bi cacık olmaz bizim sonumuz fener gibi olmaz inşallah

GT-I9060 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Bu forumda futboldan da, Türkiye'den de Galatasaray'dan da anlayan çok az adam varmış. Hamza Hamzaoğlu başlığına girince bunu çok rahat bir şekilde görebiliyoruz.Şimdi burada şu yazılanlara bakınca insan zannediyor ki bu teknik direktör, 5 sene üst üste şampiyon olan bir takımın başına senelik 3-5 milyona imza atmış, 30-40 mil € transfer yapmış ama tüm bunlara rağmen, takımını ligde sonuncu yapmış.

Hamza Hamzaoğlu, bu takımın başına geçtiğinde "G4L4T4S4R4Y" olmuştu bu takımın adı... Şampiyonlar ligi, Süper lig, ZTK farketmez çıktığı hiçbir kulvarda başarılı olacak bir performans sergliemiyordu. Eldeki kadro ise "dengesiz", "mantıksız", yüksek maliyetli ama eksikti.Sezon başında transfer edildiği anda, transfer başarısızlığı olarak nitelendirilen adamlar vardı kadromuzda. Başımıza ise "vizyon" sahibi Ünal AYSAL'ın getirdiği, "vizyonlu" ve dünyaca "ünlü" bir teknik direktör olan Cesare PRANDELLI getirilmişti. Kadroda yabancılar, yerliler ayrımı artık net bir şekilde görülebiliyordu. Bırakın şampiyonluk inancı, bir sonraki maçı bile kazanabileceğine inanmıyordu ne taraftar, ne oyuncular...

Takım yeni teknik direktöründen hiçbirşey beklemiyor, "camia" da "bu adam sezon sonunu görsün sonra bakarız" mantığı ile hareket ediyordu.Hamza Hamzaoğlu geldiği ilk günden itibaren kadrosunu olabilecek en hızlı şekilde tanıdı, sistemini anında uygulamaya geçirdi. Dizilişi bile belli bir takım yarattı, rotasyonda aksayan noktaları sürekli tamir etmeye çalıştı.Kısmen başardı.Kısmen diyorum çünkü kendisine transfer şansı verilmiş bir teknik direktör değildi.Elinden gelen tek şey takımda performansı düşük oyunculardan daha fazla verim almaya çalışmaktı. O da bunu yaptı.Birkaç sezondur hiçbirşey oynamayan Selçuk, sürekli ofsayta düşen, verimsiz Burak, alınırken taraftardan veto yiyen Yasin gibi adamları oynatmaya başladı. Hatta Pandev'i bile kupa maçlarında oynatarak en üst verimi almaya çalıştı. "Galatasaray 4-4-2 oynar" gibi bir mantıksızlığa son verdi. Kurduğu kadrolar eksikti, etkisizdi bazen ama takımına inanç aşıladı. Elinde ne varsa onu en verimli şekilde kullandı. Gerek kadro kalitesi, gerek finansal yapısıyla şampiyonluğun en son adayı olan Galatasaray'ı şampiyon yaptı. Üstüne aynı kadro ile ligin en iyi futbol oynayan takımı Bursaspor'u finalde yendi ve Türkiye Kupasını da aldı.

Takımının eksik ve aksayan bölgelerini de gayet iyi analiz etti.

Hücumda Bruma'nın istenen etkiyi yapamaması, sadece Yasin'in ayağına bakılması sorununu Lukas Podolski transferi ile çözme yoluna gitti.
Orta sahada Melo'nun yokluğunda aşırı yumuşama ve rahat geçilme problemini Jem Paul Karacan ve Bilal Kısa transferi ile çözme yoluna gitti.
Savunmada alternatif eksiği bulunan solbek bölgesine genç ve potansiyelli Lionel Carole transfer edildi.Evian'da "nispeten" iyi bir sezon geçiren Dany ilk hazırlık kampında denendi.Koray ve Hakan Balta alternatif olarak deneniyor.

Yaplımış, Bilal KISA, Jem Paul KARACAN, Lionel CAROLE, Lukas PODOLSKI transferlerinden olumsuz görünen kimse yok.

Hala eksik olan transferler ise forvet rotasyonunda, sırtı dönük oynayabilen, ileride top tutan bir santrafor.Uzun boylu ve lider özellikli bir stoper, Melo gidecekse yerine bir ön libero.Sağbeke daha kaliteli bir isim.Yasine alternatif veya daha kaliteli bir kanat.Ancak bu transferlerden en gerekli olanı forvet transferi, diğer bölgelerin açıkları takım oyunu ve taktik ile kapatılabilir.

Bunca yıldır Galatasaraylıyım, bu kadar verimli ve nokta atışları ile geçirilmeye çalışılan bir transfer dönemi daha görmedim. Bir futbol takımı her sene yeniden kurulamaz, hele ki bizim mali tablomuz söz konusu ise bu imkansız. Transfer forumlarında, burada "bunlar vizyonsuz, bunlar şöyle, bunlar böyle..." diye yüklendiğiniz adamlar vizyon sahibi transferlerin kulüpte açtığı yarayı kapatmaya çalışıyorlar.
Madem komisyon transferi arıyorsunuz, "Bogdan STANCU, Emmanuel CULIO, Nordin AMRABAT, Izet HAJROVIC, Albert RIERA, Zvjezdan MISIMOVIC, Lucas ONTIVERO, ..." transferlerine bir baksaydınız zamanında... Efsane saydığınız başkan, Ünal AYSAL kaç transfer yapmış kaçı şu anda takımda, bunu bir hesaplasaydınız. Bu adamların yanlışı bir "Lucas ONTIVERO" maliyetine Lukas PODOLSKI almak mı? Yoksa Hajrovic maliyetine tüm transfer sezonunu geçirmek mi? Yıllarca istediğimiz bu değil miydi? Transferde akılcı politika izlenmesi, eldeki kadrodan en fazla verimin alınması, satılabilecek seviyede para eden oyuncuların satılması?

Tüm bunların yanında hocanın da yönetimin de hataları tabi ki mevcut.Mesela bir türlü sponsorluk anlaşması yapılmaması, elde bulunan bazı oyuncularla henüz yolların ayırılmaması, yeni forma lansmanının henüz yapılmamış olması, forvet rotasyonuna oyunu değiştirecek bir yeni tip forvet alınmaması ama bunlar da henüz transfer sezonu bitmediği için hata sayılamaz.Hepsi üzerinde de çalışıldığına eminim, bir çoğu da çözülecektir.Taraftar olarak bunları görememek doğal olabilir ancak bu takımın şampiyon teknik direktörüne sürekli küfür etmek, sürekli hakaret etmek haddi aşmaktır.Hadsizlik Galatasaray taraftarına yakışan bir şey değildir...
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt