Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Hoca maalesef yaşlandıkça ve başarısızlıklar geldikçe dengesini kaybetti. Yaptığı açıklamalar gerçekten facia. Yani her maç sonunda oyuncu suçlayarak bu işin içinden çıkılmaz. İşte dün de bazı haketmeyen oyunculardan formayı alacağız falan filan diyor. E hocam ondan sonra da formayı vereceğin yeni adamları suçlayacaksın. Bir de bu mantığa göre hiçbir takımda teknik direktörler suçlu olmaz. Her hoca oyuncular formayı hak etmedi, oyuncular kötü oynadı vs. diyerek sıyrılır eğer yöntem buysa. Hoca başarısızlığı kendine yediremiyor, kendine yakıştıramıyor. Böyle olunca da sürekli ihaleyi başka faktörlere bırakarak işin içinden kendini ayırıyor. İşin daha kötü tarafı bunu bir politika olarak değil, gerçekten böyle inandığı için yapıyor. E böyle inandığı zaman da kendisini yenileyemiyor. Çünkü ona göre kendisinde sıkıntı yok. Kendisinde sıkıntı olmadığını düşünen bir insan da kendini düzeltmeye çalışmaz. Sonucunda da bir kısır döngüye giriliyor. Ocak ayını bekle, ilkbaharı bekle, sonbaharı bekle böyle gidiyor.
 
Hoca maalesef yaşlandıkça ve başarısızlıklar geldikçe dengesini kaybetti. Yaptığı açıklamalar gerçekten facia. Yani her maç sonunda oyuncu suçlayarak bu işin içinden çıkılmaz. İşte dün de bazı haketmeyen oyunculardan formayı alacağız falan filan diyor. E hocam ondan sonra da formayı vereceğin yeni adamları suçlayacaksın. Bir de bu mantığa göre hiçbir takımda teknik direktörler suçlu olmaz. Her hoca oyuncular formayı hak etmedi, oyuncular kötü oynadı vs. diyerek sıyrılır eğer yöntem buysa. Hoca başarısızlığı kendine yediremiyor, kendine yakıştıramıyor. Böyle olunca da sürekli ihaleyi başka faktörlere bırakarak işin içinden kendini ayırıyor. İşin daha kötü tarafı bunu bir politika olarak değil, gerçekten böyle inandığı için yapıyor. E böyle inandığı zaman da kendisini yenileyemiyor. Çünkü ona göre kendisinde sıkıntı yok. Kendisinde sıkıntı olmadığını düşünen bir insan da kendini düzeltmeye çalışmaz. Sonucunda da bir kısır döngüye giriliyor. Ocak ayını bekle, ilkbaharı bekle, sonbaharı bekle böyle gidiyor.
Narsistik kişilik bozukluğunu tanimlamissiniz.
 
Yapmış olduğu açıklama bile içinde bulunduğumuz durumun özeti esasında

Ne demişti dün

1 Ocak'ta takımı seyredin

Yahu ne olacak 1 Ocak'ta

Takıma sihirli bir değnek mi değecek

Sistemli ve günümüz futbol gerçeklerine uygun bir takıma mı dönüşeceğiz

Ne olacak yahu 1 Ocak'ta

Biri de sorsun şuna
 
hoca su an kumarda cok para kaybetmis biri gibi birakamiyor.

önce kaybettigi paralari (itibarini) geri kazanmak istiyor.

simdi kendi istifa edip, artik olmuyor, yapamiyorum dese, hic kimse Fatih Terime darilamaz. ama devam edip kovulana kadar diretirse, dahada cok itibar kaybeder.

bence ft istifa etmez.
 
hoca maalesef hataları göremiyor. Teşhisler yanlış ölüm yakın.
 
FT hocanın GS kariyeri ile ilgili, sezon sezon, performansı ve tama geliş/gönderiliş şekli ile alakalı bir yazı kaleme aldım, onu paylaşacam nacizhane.

Bu arada bu ne bir övgü ne de bir yergi yazısıdır. Sadece hatırlatma maksatlı, yaşı yetmeyen arkadaşlar için, kısa bir FT kariyer özeti diyelim.
 
1. dönemi: (1996/1997 - 1997/1998 - 1998/1999 - 1999/2000 sezonu arası)

Hocanın geldiği ilk sezon, 4. ya da 5. hafta sanırım, sami yen'de fenerbahçe'ye 0-4 yeniliyoruz. Hoca istifa ediyor, yönetim kabul etmiyor. Devamında gelen 4 senelik dominasyon ve bir avrupa kupası. Neredeyse 4 sezon boyunca mükemmel oyun.

2. dönemi: (2002/2003 - 2003/2004 (26 hafta))

Bence kendisinin kişisel olarak en fazla hatasının bulunduğu dönem, dağları ben yarattım modundaydı resmen, şimdi sorsan o dönemden kendisi de utanıyordur.
*2002-2003:
Lucescu'nun GS'ı tamamen dağılıyor, yepyeni bir kadro kuruluyor, Bjk'in Sinan Engin(!)li 100. yıl şampiyonluğuna tosluyoruz. Yapacak bir şey yok, işi son maça getirip malesef şampiyon olamıyoruz. şampiyonluk saha dışında kazanılıyor o sene. Yine iyi oynuyoruz ama.
*2003-2004:
Devam eden sezonda, Mart ayında yarıda bırakıyor ve "gs teknik direktörlüğü gömleğimi sonsuza dek çıkardım" diyerek. Bu cümlesinden bile 2. döneminde nasıl bir ruh halinde olduğunu anlıyoruz. Hocanın motivasyonu bozulmuş, kadro dışılar oluyor, kötü oyun. Devamında Hagi geliyor.

3. dönemi: (2011/2012 - 2012/2013 -2013/2014 (ilk 5 hafta))

*2011-2012:
3. döneminde, yine yeniden yapılanma, saçma sapan bir İBB malubiyeti ile sezona başlangıç, Eboue sol bek, stoperde Servet, Sabri ön libero falan oynuyor. İçeride yine şok bir (2-4 Gaziantep) Anadolu malubiyeti. Devamında oturan kadro ve gelen seri galibiyetler ile, Kadıköy'de şampiyonluk oluyor yolun sonu. O sene, G.Antep malubiyetinden sonra, play-off dahil, iyi oynuyor GS.

*2012-2013:
Bir sonraki sezon, lig daha rahat kazanılıyor, genellikle iyi oynuyoruz, devre arasında Drogba+Sneijder takviyesi ile CL'de çeyrek final yapıp, rövanşta Real Madrid'i rövanşta 3-1 yenerek eleniyoruz. Yine iyi oyun genelde.

*2013-2014:
Bir sezon, daha henüz 5. haftada "eleman" krizi ile son buluyor. Bu bence GS kariyerindeki, hem kendisi için, hem de camia için kırılma anı. Keşke o gün bu tartışma olmasaydı da, belki 22 değil 25 şampiyonluk ile 5. yıldızı takmıştık. Devamında Mancini ile takım Avrıpa'da başarılı olsa da, ligi Fb'e kaybediyor. Bu sezonda oyun için bir şey denemez ama, 5. haftada BJK'yi deplasmanda yendikten sonra kovulması, olayın saha içi ile ilgili olmadığının bir göstergesi.

4. dönemi: (2017-2018 sezonu devre arası - 2018/2019 - 2019/2020 - 2020/2021 - 2021-günümüz)

*2017/2018 yarım sezon:
2018 başında Tudor'un takımını devralarak "nerede kalmıştık" ile başlıyoruz. Şampiyon yapıyor. Genelde iyi oyun.

*2018/2019:
Bir sonraki sezon da yine takımı 2. sene üst üste şampiyon yapıyor. Bu sezonunda takımda forvet krizi patlak veriyor, yönetim Gomis'i gönderip, takımı üç kulvarda sadece Eren Derdiyok'a mahkum ediyor. Devre arası transfer döneminde bir çok forvetin kapısında yatsak da, son gün 13 milyon Euro'ya Kasımpaşa'dan Diagne'yi alıyoruz. Neyse o sezon da şampiyon oluyoruz. Başakşehir son haftalara girerken 8 puanlık farkı koruyamıyor. (Meşhur 8 de kapanır 18 de sezonu) Son virajda iyi oyun, şampiyonluk.

*2019-2020 sezonu:
Meşhur Nzonzi-Seri-Lemina-Falcao'lu transfer dönemli sezon. 8 maçlık çok iyi oynadığımız bir dönem, ligin 24. haftası, lider ile puan farkı sadece 3, GS aldığı rüzgar ile ligin favorisi olarak gösteriliyor, fikstür avantajı da elinde. Ne yazık ki pandemi patlak veriyor, içeride taraftarın önünde oynanacak olan Bjk maçı seyircisiz oynanıp 0-0 bitiyor ve bir sonraki hafta ligler tam 3 ay erteleniyor. Ondan sonra dinamikler tabiki çok değişiyor, son 10 maçta sadece 1 galibiyet ile, ligi 6. bitiriyoruz. Pandemi Başakşehir'e yarıyor ve Bşakşehir ligi şampiyon bitiriyor.

Bu sezonu özet ile şöyle yorumlamak lazım, pö-ps, pandemiden önce ve pandemiden sonra. PÖ, GS çok iyi bir ivme yakalayıp, iyi oynuyordu. Ligin favorisi haline gelmişti. Ligler 3 ay ertelenince bütün o hava bozuldu, covid olan oyuncular, beklenmedik eksikler vs derken, lig bitse de gitsek moduna döndü ve Başakşehir götürdü ligi.

*2020-2021 sezonu:
Sezon sonunda 1 gol averaj ile Bjk'a kaybettiğimiz sezon. En taze sezon olması itibariyle, yapılan hakem hatalarını, gasp edilen puanları, Tff-hoca savaşını, GS yönetimi-hoca savaşını, verilen cezaları ve aynı oranda Bjk'a yapılan kayırmaları, 7-0'lık Hatay maçını, Billong'u falan hepiniz hatırlarsınız. Uzatmayalım, o Bjk'i domine ederek sahadan silen GS, bütün bu matematiğe rağmen, bir averaj ile ikinci oldu. Üzücü.
Sezonun ilk yarısı kötü, sezon ortası toparlanıp yine 8 maçlık seri yapan, son virajda da devam eden iyi oyun.

*2021-günümüz:
Sezon başı yeni yönetim, herkesin %100 hemfikir olduğu doğru bir yapılanma, Randers maçı ile başlayan iyi bir oyun, taa ki son Alanya ve Kayseri maçına kadar. Şu anda herkes kızgın arı kovanı gibi sağa sola saldırıyor.
 
şimdiden t.direktör aramak gerek rize maçı sonrası milli ara var. en doğru zaman
 
Hitler'in son günlerindeki gibi hayal görmeye başladı yok Ocak ayı yok takım alışacak. Ya hocam insan 4 yılda iki tane bek hazırlayamaz mı, kemik oyuncu diyeceğin 3-5 adam olmaz mı. Forvet hattını miksere çevirdin, orta saha hep yumuşak karnımız kale dışında her pozisyona yeni adamlar geldi gitti 1 tane mi sabit adamın olmaz. Emre Kılınç desen saçma sapan pozisyonlarda oynattı verim alamadık çocuk aptala döndü, Taylan desen Gerard yapacaktın Mustafa Sarp'a evrildi her pozsiyonu saçma adamlarla doldurdun takımı cenabet bir paradoksun içine bıraktın milleti delirttin artık. Kulüpten kovulmadan kendin istifa et çünkü yönetimin kredisi senden fazla, küfürler yönetime döndüğünde seni kapı dışarı ederler anında.
 
Fatih Terim "Bazı oyuncuların da bu fırsatlardan yararlanamadığı çok net. Hepsini biz teraziye koyar tartarız, adil de davranırız." Şimdi mi aklına gelmiş bazı! oyuncuların formayı hak etmediği ? Şimdi mi adil davranacağın tuttu ? 4 yıldır bu takımın başındasın adaletten bahsedecek en son insan sensin evlatların Arda 'yı Babel 'i Ömer 'i Akbaba 'yı ne yaparsa yapsın sahaya alan 2 senedir ortalıkta olmayan Feghouli 'yi sahaya süren ama Mostafa Mohamed 'i Emre Kılınç 'ı şimdi de Morutan 'ı kafaya takıp en ufak hatalarında kesik yiyen ilk oyuncular olması adil mi ?

Senin adaletin bu mu hoca ?
 
Niye bu kadar israr ediyor anlamiyorum. Her haliyle birakmasi gerekiyor.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt